Mikro Blog

Karaçalı – Sesindeki Haziran

Verse 1:

suç olmadan dönerken bi otopsi sabahından
doğrulurken öfkenden iki adım uzağında
boynundan göğsüne denk düşen bulvar
devrilen binalar acıbadem durağında
hayır, dudak payı yırtık ruhum ayrık
mukadderat zift tut ki kaldık ayrı gayrı
saklanma patika yol zaman zalim
fezanın yangınlarından yadigar halim
objeler ihvanlık nesneler objektif
eskimez insanlık eskimoyu katletti
kan döker kalbe vermez direktif
zamanla ağır geldi taktığın sudan bileklik
göstermez gündüz gözü camımda kör sineklik
kör bıçaktık üstümü örtmeseydin
bıraksaydında son sözümü söyleseydim,
arar bulurdun gerçekten özleseydin

Verse 2:

aslında şaşkınım yıllar olmuş
attığın kurşunun bıraktığı
şuurumun sakatlığında
yanımda yattığından dibe battığımdan
sesimi sildiğinden şarkımı kısalttığından
fakülte çıkışı yaktığım sigaraydın
bu aşkı kılıcım bile karşılayamazdı
ölümle atlar nasıl yarışır
böyle olmasaydı
biz birbirimizi her zaman üzerdik
bizim bütün düzenimiz kargaşada düzendi
sen dudağını kilitlerdin ağlayıp küserdin
inan dokunulmayacak kadar güzeldin
ey o zalim şüpheyi şakağıma çekiç vuran çelişki
ey onun elini tutunca dağılan kalabalık
gökyüzüne baktığımda saygın bi subay görüyorum
bu haydut kibrimi bi kenara bırakıp

Verse 3:

onun sevmek istediğinden nefrek etmek zor
onsuz ağaç gibisin hiç akraban yok
sor kaç semt kaç durak ağlanır ?
kaç eşya ayaklanır ? kaç kadın yasaklanır ?
aşkın ilk nefes bilgeliği son gasp edilir
sabahın körü yüzümde tokat sersemliği
odam boş diyelim ki bugün savaş bitti..
ne var yani adımlarını alsan geri ?
bilirsin hayat bi bakıma güzeldir :
dar sokaklar poz veren eski dostlar gibi ;
mercedes gibi , turkuaz gibi , yaz gibi
fazla bi mektup son bi şans gibi.

Renan Reis

Yorum

Click here to post a comment