Merhabalar geçenlerde blog yazarları arasında unutulmaya yüztutmuş bir geleneği, mimlemeyi , tekrar gün yüzüne çıkarttı Sezer abi , ben de bu konudan yüz bularak bilgisayar kullanırken ki kimlerine saçma gelecek olan prensiplerimden bahsetmek istedim 🙂
Efendim ilk etapta nedir bu mimleme olayı ondan bahsediyim isterseniz ; Mimleme : bir blog yazarının bir konu hakkında fikrini belirttiği ve de dostlarınına bir ara pas atarak onlarında bu konu hakkında yazı yazmasının çok güzel olacağını söylediği twitter'daki hashtag olayının blog dünyasındaki tatlı bir karşılığı. Mimlenmenin hatırlanmanın yanı sıra mimleyen kişinin okur kitlesinin size de bir göz kırpacağı anlamına geliyor.
ve de .. Benim bilgisayar kullanırken ki prensiplerim :
Tarayıcı olarak vazgeçilmezim : "Firefox" eğer ki kendi bilgisayarımda değil isem bilgisayarını kullandığım kişinin varsayılan tarayıcısına bakarım eğer ki 'gugıl çörm' ise o kişiye 'çörm'ün evladım olsa eldivenle seveceğimi Firefox'un daha iyi bir tarayıcı olduğunu anlatırım , kabul etmez ise internet explorer'dan gizli tarama başlatırım erişimimi öyle sağlarım.
Benim için web tarayıcılar Firefox > Safari > Opera > Yandex Browser > internet explorer > Netscape 1.0 > Arachne 1.4 > Patates > google chrome
En iyi anti-virüs "sizsiniz" prensibine inanırım bilgisayarın sağ alt kısmından "ama anti-virüs yüklememişsin ama" dese bile anti-virüs kullanmam.
Eğer ki bir forumdan bir dosya indirmem gerekliyse ve de üye değilsem "bidosyalacktim" kullanıcı adı , "987654" şifresi ile kayıt olurum.
Windows 95'den kalan bir alışkanlık olsa gerek klasörden gerektiği dosyayı açtığımda sesten hızlı şekilde o klasörü kapatırım.
Yine geçmiş yılların, düşük sistemlerin getirdiği bir alışkanlık : bir yükleme esnasında 45-50 saniyede bir mouse'u oynatır takıldı mı acaba ya takıldıysa ? diye sinir stres yaparım.
Girmem gereken siteyi adres çubuğuna , aramak istediğim terimi arama motoruna yazarım. Girilecek siteyi arama moturuna yazan insanları sevmem/uyarırım.
Masaüstümü temiz kullanırım.Masaüstümde 4 simge(Bilgisayarım,Geri Dönüşüm Kutusu,Yeni Metin Belgesi,dönemlik müzik klasörüm) vardır nadiren bu sayı 5'e çıkar.
Masaüstü arka planı benim için önemlidir, genellikle sağ ve solda birer sıra siyah kalacak şekilde (ki 4 simgemi oralara yerleştiriyim masaüstüne indirdiğim dosya olursa görüntümü bozmasın) bir resim kullanırım. Bilgisayarı kullandığım odanın duvar rengi bile benim için önemlidir ona göre uyarlamaya çalışırım.
'Msn İnsanlarından'ım , internet erişimini elde ettiğim bilgisayarda ilk etap da msn'imi açarım , çevrimdışı anlık ileti gelmiş ise okur , yanıtlarım. Bilgisayar ile işim bitene kadar da msn'imi çevrimiçi tutarım. Çevrimdışı gizli saklı takılmak gibi bir huyum yoktur.
Msn için msn [at] renanreis.com’u kullanırım asla maillerini okumam , mail için mail [at] renanreis.com 'u kullanırım asla msn açmam.
Bütün e-posta hesaplarım outlook'a bağlıdır gün içerisinde kontrol ederim , eğer ki bilgisayar başında olmazsam diye cep telefonumu da ayarlıdır gün içerisinde telefonumdan da bir kaç kez mail kutumu kontrol ederim.
İnternette dolaştığım esnada beğendiğim bir yazı görürsem vaktim olduğu sürece okur, yorumlarına bakarım. Vaktim yok ise hiç düşünmeden ctrl + D yapar yer imlerine eklerim o günün akşamında bakarım. Eğer ki o günün akşamındada bakmamışsam pazar günleri sabah uyanmazsa ölecek hastalığım olduğundan pazar günleri sabahın köründe ayakta olmuş oluyorum haftanın son günü kahvaltı mahiyetinde içtiğim kahve ile bu yazıları okurum.
Kullandığım bilgisayarın tarayıcında 1 satır dahi olsa toolbar'ın genişlemesini hiç hoş bulmam. Kendi bilgisayarımda firebug eklentisi vari bir butonluk eklentilere izin verir/kullanırım. Bir başkasının bilgisayarında misafir isem hiç sormam deaktif ederim çok istiyorsa kendisi aktif edebilir. Ama yaptığım gözlemler sonucunda tarayıcıda 3-4 satır toolbar kullanan kişilerin pek de iyi bilgisayar kullandığına rast gelmedim.
Takip ettiğim blogları mutlak outlook'a bağlarım (1)'i görmek beni çok mutlu eder. Yine gelişen/değişen teknoloji sayesinde bunu cep telefonuma da uyguladım , yolculuk yapıyorsam bir rss akışına göz atarım yeni bir yazı yazılmışsa onu okurum.
Hiçbir diziyi internet üzerinden izlemem.Yürüterekizle , bakmadanizle yok efendime söyliyim onaltiboyuttaizle gibi siteler ile muhattap olmam.
Bilgisayar önünde yemek yemem, kirli, yağlı, ıslak ellerle klavyeme ya da mouse'uma asla dokunmam.
İnternette gördüğüm/beğendiğim yazıları masaüstündeki "yeni metin belgesi"ne atarım ve o yazılar öyle birikiiiir gider ta ki ben "yok artık çok birikti" deyip onu abilerinin yanına yeni metin belgesi(8)-(9) diye atayıncaya kadar.
Bir projeye başladığımda ilk oluşan iskeleti kaydeder , proje bitiminde ilk kaydıma bakar bakar gülerim 🙂
İki elim klavye üzerindeyse nokta koyuncaya kadar o mouse'a uzmak istemem yılların getirdiği birikimle gerekli tüm kısayolları kullanırım [windows tuşu + m, ctrl + c/v gibi]
İstisnasız yeni teknolojinin önden gitmesine izin veririm. Ubuntu 12 mi çıktı 1 ay sonra, Windows 8 mi çıktı 6 ay sonra kurar 59 dakika süre veririm. Eğer alışamaz istediğimi bulamazsam old school yanım ağır basar hemen eski sürüme geçerim.
Sosyal medya da arkadaşlarımın hepsinin yazdığı güncellemeleri/twitleri, yorumları okurum paylaştıkları resimlere bakarım. Yarın öbürgün yüzyüze geldiğimizde geçenlerde sen böyle bir şey yazmıştın/çizmiştin hikayesi nedir iki kelam ederim derim.
Bir önceki maddede belirttiğim gibi sosyal medyada çevremdekileri iyi takip ederim. Facebook olsun Twitter olsun "insanların kendi kendilerinin dedikodularını" yaptığı bu yerlerde arkadaşlarımın ruh hallerini analiz ederim.
Web sitem'de yayınladığım bir yazının yorumunu ; cep telefonu,facebook üzerinden mesaj ya da twitter'dan mention olarak atılmasını hiç sevmem, hatta nefret ederim. Orada yorum bölümü var derim , derim ama dinletemem. Bir gün bu savaşı kazanacağıma inanıyorum.
Hatırlayabildiklerim bu kadar zaten "okunabilirlik limiti"ni aşmaması için uzatmamak en iyisi 🙂 hem bana göre gayet makul hareketler olduğu için mutlak unuttuklarım vardır der Kaan'a ve saygıdeğer hocam Mustafa Şenkaya'a birer selam çakar onların bilgisayar kullanırken ki prensiplerini merak ettiğimi belirtir bu yazıyı okuyan her blog sahibi başka birisi mimlemese bile benim onu mimlediğimi varsayarak yazısını yazmasını diler,son noktayı koyarım.





Yazın sayesinde “Windows + M” tuşunu öğrenmiş oldum. Ama M çok uzak da kalıyor “Windows + D” yi tavsiye edebilirim. Aynı işi görüyor.
Bu kadar prensip kalbe zarar.Yapma arkadaşım rahat ol. Ayrıca insan okuyacak onu.