
Merhabalar uzun süredir yazı yazamadım bloğuma sonunda fırsat buldum ve bugün sizlere ofis insanlarını tanıtacağım :1.Prototipe (İdeal Ofis İnsanı):İnsan kaynaklarının uzun elemeler sonucunda bünyesine katmak için deli olduğu tiptir.Özellikleri :Herhangi bir savcılıkta kaydı olmayan Adı herhangi bir tutanakta geçmemiş, Hiçbir dernek ya da vakıfa üye olmayan Gazetesini bile rastgele alan sürekli bir gazete almayan Taraf olmayan Takım tutan ama tuttuğu takımın ilk 11’ini hayatının sonuna kadar sayamayacak olan Sadece milli maçları izleyen Sigara içmeyen Eğer erkekse hergün sakal traşı olabilecek Takım giyebilecek niteliklerd
Google Analytics'e bakarken siteye bir çok girişin v9.com üzerinden yapıldığını gördüm daha önceden hiç duyamdığım ve yakınından bile geçmediğmi bu site üzerinden neden yönlendirme aldım acaba diye ufak çaplı bir araştırma yaptım ve öğrendim ki v9.com toolbar'ını yükleyen bir çok internet kullanıcısının ortak problemiymiş.Öncelikle belirtmeliyim ki anasayfam yap şeklinde bir sorun oluşturmuyor programın kısayoluna kendini atıyor bu yüzden tarayıcınızın kısayoluna sağ tıklayıp v9.com'u kaldırdığınızda gidecektir eğer ki gitmez ise aşağıdaki yolu takip edebilirsiniz :(daha&helliip;)
Üzerinden saatler geçmiş , insanlar , hatta nakaratı olmayan şarkılar geçmiş. Ben zihnimi harflere teslim edeyim sen de kendini bana. Israrlı bekleyişlerimiz var çıkıp geleceğin anı, vuslatı sayıyoruz ayrı yerlerde ve doğru harlanan kıvılcımlar ateşe dönüşür bunu biliyoruz kanıtlamak için yaşıyoruz. ‘Üzerinden 900gün geçle bile’ devam eden ateşler var bize kalkan olan ve bilmeni isterim beyaz kağıt ; kahve falı baktılar bugün bana . Tekrar kağıtla konuşma vakti geldi ; çünkü etrafta hasetten çatlayanların hayatları çok vasat .Ben her şeyi çift görürken karşımdaki telveden bir anlam hatta yarım duran bir hayatın kalanını çıkartıyor.. Ne garip
Ötekilere bıraktık Güneşi karşılamayı Nasıl ama nasıl isterdik İsterdik biz de yaşamayıErken öleceğiz seninle biz Şafaktan önce öleceğiz Madem ki biz partizanız Zincirin ilk halkasıyız Erken öleceğiz seninle bizAnımsar mısın seninle Gece nasıl vedalaşmıştık Silah sesleriyle yüklüydü gece Nasıl heyecanlıydık nasıl Kulağımız yüreğimizde İyla Ehrenburg
yazdıkça hayat hiç olmazsa kıyısından güzelleşiyor. ölünün son alnı gibi… bir mühendis en çok neresinden akılda kalırsa işte neresinden yaşamaya başladıysa ve kötü bir niyet taşıyor görünse de gözlerinin çekikliği, virgülden sonraki her hassasiyet gibi, işte orada! olmayan kalabalıklarda insan istiflerinde devinir durur en çok. beni hiç olmadığımdan çok sev ! yaşamak tat vermiyor. SS Miğfer
- Neyin var ? - Çok moralsizim hocam; psikolojim bozuk. - Söyle bakalım, psikolojin niye bozuk? - Aldığımda bozuktu zaten. - Bozuk mala para verilir mi be evladım ? - Ben vermedim hocam.. Bedavaya geldi. - Ulan ne milletiz; bedava mezar görsek, fırsat bu fırsat deyip ölürüz hemen. - Olursa haberim olsun hocam. - Tabi tabi, şöyle boğaz manzaralı da olsun mu? - Yok hocam, o kadarında gözüm yok; hem sonra hesabını da veremem diğer dünyada. - Kelle gittikten sonra, kesilecek saça ağlanır mı.. - Ağlanır hocam; hem de öyle bir ağlanır ki, insanın burnundan bile gelir.. - Neyse, dersin sırası değil… - Hiçbir zaman hiçbir şeyin sırası gelmedi zaten h
Sadri Alışık öldü, Nubar Terziyan, Sami Hazinses, Turgut Özatay, Belgin Doruk öldü. Siyah-beyaz Türk filmleri vardı. Ayhan Işık içeride ders çalışırken mum ışığında onu okutmak için gizlice dikiş diken bir annesi vardı. Araba çarpıp da kör oluveren Ediz Hun’un ameliyatını yapan doktorlar ne de babacandı. Ya o boğaza bakan tanıdık tepedeki çam ağacının altında elele tutuşmalar. Kızlar, aşkından verem olurdu o günlerde. Hepimiz Kemalettin Tuğcu kitaplarından fırlamış iyi çocuklardık. Kayınpederimiz Hulusi Kentmen gibi olsun diye hayal ederdik, yüzü asık, altın kalpli! Adile Naşit hasta komşusuna çorba götürür, gözyaşlarını gizleyerek kahkalar a
'Basarsan alırsın''lı ''Koşu yoluma at ''lı klasik bir maçtı. Terden saçlarım birbirine yapışmış, boynumdaki kir çizgileri, güneşin altında başım zonklaya zonklaya oynuyordum. Takım olarak ise gerçekten rezil bir durumdaydık. O kadar kötü bi durumdaydık ki kalecimiz kendini bilmez bi şekilde sanki sol açık gibi topu alıp karşı takımın kalesine dogru artistik çalımlar eşliginde ilerledigi bi anda topu kaptırmıştı ve onların ceza alanına doluşmuş tam kadro olarak bittiğimizi resmileştiren golü izlemiştik. Karşı takımın oyuncusu bizim bomboş ceza alanımızı geçip boş kalemizin önünde topu ayağıyla sabitledi ve yere eğildi. Sonra kafası ile topu y
Düşündüm onca olayı ve gittikten sonra yatağa sinen kokusunu yine yeni ve yeniden içime çektim odanın anlamsızca yanan ışığına baktım güldüm ve kapattım yine düşüncelere daldım gerildim kaşındım dişlerimi temizledim alkolü kokladım. Acıdım kendime düşlerime düşüncelerime. Yoğurdu düşündüm.. Sütü düşündüm. Sütü anlamsız yere yoğurt ettiğim çıkarımlarını yaptım. Ama şaşırmadım şaşırmayacak kadar içmiştim.Emindim.Bir karanlık çöktü baktığım her yana sonra bir ses yankılandı odanın duvarlarına vura vura : boşversene düşünme güven sadece.O gece o kadar çok içtim ki unutamayacağımı unutamayacak kadar sarhoş olduğumu ertesi gün anlayacaktım..
Normalde yüzsüzlükle çıktığım bu yolda , aşık olan yüzümü yazıyorum sizlere Kime , neye , nasıl ve ne zaman yazıldığını boşverin cama bakmayın , camdan içeri bakın güzel kardeşlerim. Boşvermişliğin sembolü ; bir uçurumun ucunda Ne gelir se gelsin başıma daha fazla takmam kimseyi dediğim anda Çocukça yapılan bir şaka gibi geldin. Tutmasaydın , düşerdim. Sen tutmasaydın ellerimi, yıkamazdım insanlara nefretimi insanlara karşı. Şimdi ellerime bakarak , gözlerini düşündüğümde , Aklıma gelen tek şeyi söylüyorum : Bekledikçe değerlenen bu yazı , beklendikçe değerlenen sana yazılmıştır. (daha&helliip;)