– Neyin var ?
– Çok moralsizim hocam; psikolojim bozuk.
– Söyle bakalım, psikolojin niye bozuk?
– Aldığımda bozuktu zaten.
– Bozuk mala para verilir mi be evladım ?
– Ben vermedim hocam.. Bedavaya geldi.
– Ulan ne milletiz; bedava mezar görsek, fırsat bu fırsat deyip ölürüz hemen.
– Olursa haberim olsun hocam.
– Tabi tabi, şöyle boğaz manzaralı da olsun mu?
– Yok hocam, o kadarında gözüm yok; hem sonra hesabını da veremem diğer dünyada.
– Kelle gittikten sonra, kesilecek saça ağlanır mı..
– Ağlanır hocam; hem de öyle bir ağlanır ki, insanın burnundan bile gelir..
– Neyse, dersin sırası değil…
– Hiçbir zaman hiçbir şeyin sırası gelmedi zaten hocam.Hep erteledik; gezmelerimizi, gülmelerimizi, sevgilerimizi, hediyelerimizi, teşekkürlerimizi, heyecanlarımızı, sinemaya gidişlerimizi, el ele tutuşlarımızı, buluşmalarımızı… Her şeyi hocam.. Hep erteledik; bu yüzden hep eksik kaldık, geri kaldık.
-‘’Gidene boş ver, gelene hoş gel’’ derler. Maziye takılmamalı oğlum..
– Olmaz hocam. Bizi biz yapan her şey mazide gizli. Ayaklarınız olmadan yürüyebilir misiniz hocam?
– Yaşanılır en azından.
– Yok en azından, yok sırası değil, yok bugün git yarın gel’ler falan da fistan . Buna yaşam mı diyorsunuz?
– Ne dememi bekliyorsun ki oğlum. Elimizde sihirli bir değnek yok ki.
– Sihirli değnek ha. İşte siz buna inanırsınız. İmkânsızlığa… Oysa zamanında gereken ihtimam gösterilse, işler bu kadar sarpa sarmasa.. Bu hâle gelmezdik hocam.
– Şükretmeliyiz; aç değiliz, açıkta değiliz..
– Sorun da bu işte. Karnımız doyurulup giysilere büründürüldüğümüzde, hiçbir gediğimizin kalmadığı sanılır. Çok merak ediyorum, nasıl bu kadar kayıtsız kalabiliyorsunuz hayat ve insanlar karşısında.
– İleri gitmenin lüzûmu yok.
– Geri gitmenin var sanki. Biz bu değiliz hocam.
– Neyiz peki?
– Karşımda konuşan, bir çocuk olsaydı; inanın daha kolay yanıtlardım sorunuzu.
– Öff.
– Yüzleşemiyoruz işte, korkuyoruz hocam; zayıf görülmekten, gülünç duruma düşmekten, krala ‘’çıplak’ demekten, hor görülmekten, insanların diline düşmekten… En önemlisi de kendimizden korkuyoruz. Kendimize olan saygıyı, güveni, prensipleri, ahlâkı kaybedeceğimizden…
Eksiklerimizle yüzleştiğimizde, dünyanın sonu gelmez hocam. Aksine, ne olduklarını bilip, ona göre önlemler almamız kolaylaşır. Benim durumumda olduğu gibi, ‘’sihirli bir değnek’’e ihtiyaç duyulmazdı o zaman.
– Lafın gelişi öyle dedim.
– Hayır hocam, bu kadar masum değildi o sözünüz.
– Ne?
– Acizliğinizin somut bir ifadesiydi…
– Haklısın oğlum.
– Bu şekilde bir haklılık istemezdim hocam.
– Ne isterdin ya ?
– Beni anlamanızı…
***
Haykıra haykıra ; Anlayana.




Yorum